Amin Ne Demektir?

Amin Ne Demektir?

Amin, Yahudiler, Hıristiyanlar ve Müslümanlar tarafından anlaşma, onaylama veya istek belirtmek için bazı ibadet ve duaların sonunda kullanılan bir deyimdir. Türkçe Hıristiyan kaynaklarda amin, Yahudi kaynaklarda ise amen olarak kullanılır.

Amin Sâmî kökenli, "emin, sağlam, sabit" gibi anlamlara gelen ve "güvenilir (kişi)" anlamındaki emin sözcüğü ile de akraba olan bir sözcüktür. Yunanca Eski Ahit'te genellikle "öyle olsun" anlamında kullanılırken İngilizce Kitab-ı Mukaddes'te "kesinlikle, gerçekten de" anlamında kullanılır. Türkçeye Arapçadan geçmiş "öyle olsun, Allah kabul etsin" gibi anlamlarda kullanılmıştır.

Bazı din felsefeci (teozofist)leri, Afrika kökenli tarih teorisyenleri ve sezgici (gnostik) ler arasında yaygın olan görüş, sözcüğün "tanrıların kralı" olarak bilinen Antik Mısır tanrısıAmon'un (Amen) adından geldiğidir. Ancak İbranice'de Amen 'elif' ile başlarken eski Mısır dilinde Amon 'yodh' harfi ile başlar (Yamen şeklinde).

Amin, karısı Mut ve oğulları Khensu Theban kabilesinin kutsal insanlarıydı. Isa’dan önce 1550-1070 yıllarında Thebesin Mısırın başkenti olduğu dönemde Amon (ya da Amin)'un önemi Mısırda gittikçe arttı ve sonunda Amin, Adı dini törenlerde yüksek sesle söylenen Mısırın baş Tanrısı veya “ tanrıların kralı” oldu. İsmi de Âmin Ra ya da Amon Ra olarak değişti. Yahudilerin o bölgede köle olarak yaşadığı ve 400 yıl sürdüğü tahmin edilen dönemde Âmin kelimesinin önce İbrani diline, oradan da Hıristiyanların ve Müslümanların diline girmiş olduğu düşünülmektedir.Kelime Kur’anda yer almaz ve İslama girişinin Muhammed'in ölümünden 2-3 asır sonra yazılmış olan hadis kitapları ile gerçekleştiği ifade edilmektedir.

Kitab-ı Mukaddes'teki en eski kullanımlarında sözcük "başka bir konuşmacının sözlerini onaylamak, aynı fikirde olduğunu belirtmek" için kullanılıyordu. Resmî yeminlerde vurgulamak amacıyla bazen tekrarlanıyordu.

İsa'nın İncillerdeki resmî ifadelerinin girişlerinde kullanılan tekli veya çoklu formdaki âminlerin, Yahudilikteki kullanımıyla hiçbir paralelliği yoktu. Bu öncül âminler, sonrasında İsa tarafından söylenecek ifadelerin doğru ve kesin olduğunu bildiriyordu. Bu türdeki âminler Sinoptik İncillerde (Matta, Markos ve Luka) 52 defa, Yuhanna İncili'nde 25 defa geçer.

Yahudilerde duadan sonra âmin deme geleneği antik çağlardan kalmadır. Yahudilikte, tapınakta cemaat tarafından; doksoloji (tanrıyı övücü sözler söyleme) sonunda veya din adamının ettiği bir duanın ardından âmin denmesine MÖ 4. yüzyılda dahi rastlanır. Âmin kavramının bu ayinsel kullanımı sonradan Hıristiyanlığa geçmiştir. Hıristiyanazizlerinden Şehit Justinus'un (MS 2. yüzyıl) belirttiğine göre âminin kullanımına Efkaristiya ayininde başlandı ve zamanla vaftiz töreninde de kullanılmaya başlandı.

Âminin şükürden veya duadan sonra (içten veya sesli olarak) söylenilmesi geleneği, sözcüğün bir konuşmadan sonra söylenenleri onaylamak amacıyla kullanılışından türemiştir. Bu şekildeki kullanımı Zebur'da veYeni Ahit'te oldukça yaygındır.

Hıristiyanlıkta tüm dualar âmin ile bitirilir. Hıristiyan ilahilerinin popülaritesinin artmasının, bu anlamdaki âminin yaygınlaşmasında etkisi olmuştur.

İslam'da âminin kullanımı nispeten daha az olmakla birlikte, Fatiha Suresi her okunduğunda âmin ile bitirilir. Ebu Hureyre'den aktarılan bir hadise göre Muhammed "İmam âmin dedikten sonra siz de âmin deyin; çünkü bir kimse meleklerle aynı anda âmin derse, tüm geçmiş günahları affedilir," demiştir.

Captcha işaretlenmemiş.